14 Şubat 2014 Cuma

Erhan Baba'ya Yolladığım Kitap...

Bu kitabın isim babası da kendisidir...
Hem benim hem kitabın babası...
Aslında herkesin Erhan Baba'sı...
Kitapta birkaç öykü var onunla olan bağım üzerinden kurgulayarak kaleme aldığım...
Sensiz geçen 15 yılın sonunda bu kitabı çıkardığım için mutluyum.
Söylediğin gibi kitabın adını "Özür Dilerim Çok Sevdim" yaptım, Erhan'cım...
Göğe bakalım... Hasret giderelim...
"...Şimdi bir otobüs gelir,
biner gideriz,
gitmeden önce,
göğe bakalım...
göğe bakalım..."

28 Mayıs 2013 Salı

BU ŞEHİR ARKANDAN GELECEKTİR!

http://takyildiz.blogspot.com/2013/05/bu-sehir-arkandan-gelecektir.html

Yüzünü betonlu, dolarlı, rantlı bir anlayışla soldurdukları bu dünya kentinin yeşil alanlarına Topçu Kışlası gibi kazuletler dikmek isteyen; Emek Sineması'nı göz göre göre yıkıp AVM yapacak olan zihniyete hiç kızmıyorum...

Marmara Denizi'nin altındaki arkeolojik kalıntılara çanak çömlek deyip sonra o çanak çömleği korumak için görevini yapan Anıtlar Kurulu'nu ve hepimizi aptal yerine koyarak; "çanak çömleği koruyorsun Topçu Kışlası'nı niye korumuyorsun" diye çıkışan; içine AVM, toplantı salonu koyacağı ve daha önce yıkılmış bir eserin uyduruk bir replikasından "tarihi eser"miş gibi bahseden beyefendiye inanan; "Emek Sineması'nı yıkmıyoruz en üst kata taşıyoruz" masallarıyla uyuyan, daha doğrusu Emek Sineması'nın İstanbul için arzettiği değerden bihaber yaşayan, yeşil alan olmadığı için mezarlıklarda, otoyol kenarlarında mangal yapan ama paradan başka değere inanacak hali kalmamış, sorgulamayan, hesap soramayan; dogmalar, batıllar, dedikodular içinde kaybolmuş insanıma üzülüyorum; hepsi bu...

Biz "ayyaş"lar bu kadar mı sarhoş olduk? Yok yok yalpalarız belki ama düşmeyiz!
Sonra diyorum ki içimden; "Oğlum Tolga hiç kızma, Kavafis'in o şiirini hatırla; hem de Cevat Çapan çevirisiyle...."

'Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim', dedin
'bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede.'

Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın, aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma-
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünü de...

4 Aralık 2011 Pazar

1 Kapı ve 5 Aralık


 Babama... 13. eksik yılımda...

Her canlı ölümü tadacaktır.
Fakat bilemeyecektir o tadı.
Çünkü,
Her ölümün tadı başkadır.
Bir cenazede, ağlarken bir ölümlüye
Kalmayıp da gidimliye…
Başkadır mesela
Ağlarken kendi ölümüne,
dört kollunun içinde gördüğün aksine
toprak içinde yapayalnız kalınca karanlıkta başkadır.
Bilemezsin, gidene soramazsın, giden bilmemek üzere gitmiştir
Başkadır, ölümün tadı sevdiğin yittiğinde
Ölüm eksilmektir bu dünyada, bu dünyadan eksilmek değil.
Ölüm kalmaktır bu dünyada ölenlerin acısını duyarak
Undan,şekerden,yağdan olma; yalnızlıktan doğma bir helvayı yiyerek
Bir parça ölerek, küçülerek, yok olarak her seferinde
Gidenlerin yükünü taşıyamayana dek
O kadar zayıf düşünce vazgeçmektir sevdiklerinle azar azar ölmekten, aslında ölmek…
Eksilecek bir şey kalmayınca kalbinde, durmak
Bir saat gibi donup kalmaktır zamanın ettiğine darılarak
Genzinde kalan aşkların rahmetli tadına sarılarak
Annenin gözyaşlarına en esaslı selamını çakarak...
TOLGA AKYILDIZ

31 Ocak 2011 Pazartesi

Nedir Erhan AKYILDIZ INFO?

Erhan Akyıldız benim babam... Ben benim babam diyorum ama 50 yıllık yaşantısı boyunca tüm sevdikleri ona "Erhan Baba" olarak hitap etti. Yani sadece ben ve kardeşim Gökçe'ye değil; gücünün yettiğince herkese "babalık" yapmış, elinden geldiğince yardım etmeye çalışmıştır.
Babam 1998'de vefat ettiğinde henüz internet o kadar yaygın değildi. Kendisi pek haşır neşir olamadı internetle.  Hoş, internet olsa da bence Erhan Baba yine daktiloyla yazmakta ısrar edebilirdi. Bir keresinde kitap yazarken işleri kolaylaşsın diye elektronik daktilo getirmişti eve. Bir süre sonra teknolojiden yorulup yine emektar Olympus daktilosuna dönmüştü. Yeniliklere açık biriydi; eninde sonunda öğrenirdi internet konusunu da... Şimdi büyük olasılık özel haberler patlattığı bir kişisel web sitesi ya da blog'u olurdu diye tahmin ediyorum. Hele internet üzerinden araştırma yapmanın, o büyük bilgi ummanında kaybolmanın tadına varsaydı bir kez olsun; internetin başından kaldıramazdık tahminimce...
Lafı fazla uzatmadan söyleyeyim. Bu blog'un tarafımdan hazırlanmasının sebebi; vefat ettiği yıl itibariyle Erhan Akyıldız'ın internet ortamında var olma şansını yitirmiş olmasıdır. Yani kendisi internet kullanma şansına erişemediği gibi, yaptığı işlerle de internette var olamadı. Ben bugünden itibaren Erhan Akyıldız'ın gazetecilik, yazarlık ve televizyonculuk serüveni boyunca yaptığı işleri bu blog üzerinden paylaşmayı planlıyorum. Hem insanların Erhan Baba'yı daha yakından tanımasını istiyorum; hem de bir kaynak niteliğindeki yazılarını, işlerini paylaşarak yeni kuşaklara hizmet vermek istiyorum. Eminim yaşasaydı kendi de öyle yapardı....