Erhan Akyıldız benim babam... Ben benim babam diyorum ama 50 yıllık yaşantısı boyunca tüm sevdikleri ona "Erhan Baba" olarak hitap etti. Yani sadece ben ve kardeşim Gökçe'ye değil; gücünün yettiğince herkese "babalık" yapmış, elinden geldiğince yardım etmeye çalışmıştır.
Babam 1998'de vefat ettiğinde henüz internet o kadar yaygın değildi. Kendisi pek haşır neşir olamadı internetle. Hoş, internet olsa da bence Erhan Baba yine daktiloyla yazmakta ısrar edebilirdi. Bir keresinde kitap yazarken işleri kolaylaşsın diye elektronik daktilo getirmişti eve. Bir süre sonra teknolojiden yorulup yine emektar Olympus daktilosuna dönmüştü. Yeniliklere açık biriydi; eninde sonunda öğrenirdi internet konusunu da... Şimdi büyük olasılık özel haberler patlattığı bir kişisel web sitesi ya da blog'u olurdu diye tahmin ediyorum. Hele internet üzerinden araştırma yapmanın, o büyük bilgi ummanında kaybolmanın tadına varsaydı bir kez olsun; internetin başından kaldıramazdık tahminimce...
Lafı fazla uzatmadan söyleyeyim. Bu blog'un tarafımdan hazırlanmasının sebebi; vefat ettiği yıl itibariyle Erhan Akyıldız'ın internet ortamında var olma şansını yitirmiş olmasıdır. Yani kendisi internet kullanma şansına erişemediği gibi, yaptığı işlerle de internette var olamadı. Ben bugünden itibaren Erhan Akyıldız'ın gazetecilik, yazarlık ve televizyonculuk serüveni boyunca yaptığı işleri bu blog üzerinden paylaşmayı planlıyorum. Hem insanların Erhan Baba'yı daha yakından tanımasını istiyorum; hem de bir kaynak niteliğindeki yazılarını, işlerini paylaşarak yeni kuşaklara hizmet vermek istiyorum. Eminim yaşasaydı kendi de öyle yapardı....

Sizin iyi bir insan iyi bir evlat olduğunuzu düşünüyorum.
YanıtlaSilİnsanlık geçmişe vefa borcunu, geleceğe sorumluluk duygusunu yitirmeyenlerle yücelir.